Son İçerikler

Bizi sosyal medyada takip edin

Koşu İtirafları!

Geri1 of 6İleri


Koşmak dayanıklılığını arttırıyor, kaslarına meydan okuyor ve seni mutlu ediyor. (Buraya kadar her şey normal.) Ancak zihnin ve bedenin üzerinde, sevinçle karşılamadığın bazı etkileri de olabiliyor. İtiraf zamanı! Okumaya ve en iyi koşucuların deneyimlerinden faydalanmaya başla.

Dünyada pek çok kişi kendini koşucu olarak tanımlıyor. Koşmak senin hayatının da bir parçasıysa, eminiz ki sen de “runner’s high” denen coşku hâline aşinasın. (“Beni durdurmayın, bütün dünyayı koşacağım!”) Çok sayıdaki araştırma ve gözlem, koşu esnasında salgıladığımız endorfinin yaşattığı hazzı kanıtlar nitelikte. Peki ya “runner’s low” diye bir kavramı hiç duydun mu? Duymamış olabilirsin çünkü daha az dile getiriliyor. Hatta madalyonun iki yüzünden başka, bir de tam ortası var. Evet, koşuyla ilişkimiz bazı günler adeta bir aşk-nefret ilişkisine dönüşüyor. Oysa koşarken yaşanan sorunlardan ya da bazı günlerde ortaya çıkan motivasyon kaybından pek az kişi bahsediyor.

Kendi ülkelerinde en iyiler arasında sayılan dört koşucu, ayakkabılarını bağlayıp ilk adımı attıkları andan itibaren yaşadıklarını, motivasyonlarını kaybetmemek için neler yaptıklarını ve bir maratonu yarıladıktan sonra karşılaştıkları zor durumlarla nasıl mücadele ettiklerini anlattı. Umarız kendi koşu deneyimin için faydalanacağın şeyler öğrenirsin. Sonuçta dile getirilen her problem çözümünü de beraberinde getirir, değil mi?

YARIŞ RİTÜELLERİ

Olimpik madalya sahibi, Amerika tam ve yarı maratonunda rekoru elinde tutan Deena Kastor, yarış gününe dek stres yaşadığını kabul ediyor. Ancak bunun için kendisini rahatlatacak bir ritüel geliştirmiş: “Yarışın başlamasına az zaman kalana kadar ayakkabılarımın bağcıklarını sıkıca bağlı tutarım. Yarışa dakikalar kaldığında ise bağcıklarımı, o güne kadar yaşadığım zorlukları ve stresi serbest bırakmak adına çözerim. Yeniden bağlarken de yarış heyecanına kapılmaya başlarım. Bu, her yarış öncesi yaptığım bir ritüel hâline geldi.” Kastor buna o kadar alışmış ki yapmadığı zaman kafasını boşaltamıyormuş. (Bir keresinde bağcıklarını kocasının bağlamasına izin vermiş ancak bu aynı etkiyi yapmamış.) Koşarken ise kendi merkezinde kalmanın önemli olduğunu söylüyor: “Böylece en çok ihtiyaç duyduğunda, senin için neyin anlamlı olduğunu hatırlayacaksın.”

NEFES TEKNİKLERİ

2012 Olimpiyatları’nda 400 ve 4×400 metre koşan ve altın madalya kazanan Sanya Richards-Ross, “Beş yıllık kariyerim içerisinde, burundan nefes alıp vermenin ne kadar değerli olduğunu öğrendim” diyor ve ekliyor; “Koşarken ağzımdan nefes alıp vermenin, vücudumu panik hâline soktuğunu ve kaslarımın da bu durumu pek hoş karşılamadığını fark ettim. Eğer koşu hızın seni ağzından nefes alıp vermeye zorluyorsa, burnundan nefes alıp vermeye başlayana kadar yavaşla. Bunu, vücudunun sürdürebileceği hızda koştuğunun bir işareti olarak görebilirsin.”

Geri1 of 6İleri
You don't have permission to register